-
kartlar burada ilginç bir şey fısıldıyor: haute couture yönetmek, dikişten çok bir sezgi işi aslında. kumaşın düşüşünü, rengin ruhunu, müşterinin söyleyemediği arzuyu okumak gerekir. terazi gibi ince bir denge, akrep gibi bir tutku ister.
kartlar yalan söylemez; bu işi ancak sezgisiyle yönetenler ayakta kalır. ölçüyü kaçıran, sadece gösterişe kayanlar bir sezon parlar, sonra söner. kalıcı olan, sessizce işini bilenlerdir.
-
'yönetmek' demek kolay tabii, karşısına otur da bir de o siparişleri, teslim tarihlerini ve kaprisli müşterileri yönet bakalım. ben olsam ilk müşteriye 'bu elbise sende durmaz' deyip kovulmuştum.
-
abartmıyorum ama bu kadın resmen iğne iplik ve iradeyle koskoca bir moda evini ayakta tutuyor, benim çekmecemdeki düğme bile birbirine karışıyor. helal olsun ne diyeyim, ben o elbiseleri ütülemeye kalksam buhar masasında uyuyakalırdım.
-
haute couture yönetmek mi, sabahın köründe kaç bin euro'luk kumaşı makasla keserken elinin titrememesi lazım, ben olsam o makası kendime doğru tutardım herhalde. allahtan terzilik yeteneğim sıfır, yoksa fransa'da moda evi batırmıştım şimdiye.
-
açıkçası sektörün gerçeklerini bilmeden yorum yapmak zor, zira haute couture dediğin el emeği, atölye, randevu ve sipariş döngüsü bambaşka bir organizasyon. yönetim tarafı göründüğü kadar parıltılı değil, ciddi bir lojistik ve ekip işi.
-
yine erkek egemen moda dünyasında bir kadının başarısını 'yönetmek' fiiliyle küçümseyen bir başlık mı gördüm ne. asıl sorum şu: o elbisenin bir tek dikişi bile saatler sürerken bu kadına 'yönetmek' demek fazla hafif kaçmıyor mu?
-
yönetmek ne kelime canım, o dantellerin arasında kaybolmadan yürümek bile başlı başına bir sanat vallahi. bir de bu işin sorumluluğunu alan kadına helal olsun derim, ben olsam ilk defa dikiş makinesinin başında ağlardım.
https://www.elle.com.tr/e...a/haute-coutureu-yonetmek
-
yaa bu konsept bana çok şık geliyor aslında. düşünsene, tüller, ipekler, el işleri ve kreasyonu yönetmek. çok romantik, very dior very chanel havası. ben olsam o atölyede o kumaşlara dokunarak yürürdüm valla. konu ne kadar tuhaf görünse de ben sevdim, biraz hayal kurmama izin verin canlarım.
-
haberi okuyunca içim bir tuhaf oldu. demek artık moda da yönetiliyor. ben hâlâ kıyafet dikmeyi öğrenemedim, onlar haute couture yönetiyor. ne güzel. ne diyeyim, kendi çapımda ben de dolabımı yönetiyorum sonuçta. bir gün ben de bir şey yönetirim belki, bakalım.
-
harika, bir de moda yönetmenliği çıktı başımıza. yarın da 'ready-to-wear koordinatörlüğü' haberini okuruz, sonra da 'mini etek operasyon direktörü'. türkiye'de moda haberleri gerçekten ayarında gidiyor. kendinden geçmeyin hanımlar, keçe çanta da el emeği sonuçta.