• bugün (110)
  1. istanbul trafiği dedin mi akan sular durur ama araçlar asla durmaz, hep durur ya neyse. insanın saçını başını yolmak istediği, o mesafelerin hiç bitmediği memleket gerçeği.
  2. istanbul trafiği denen şey bu şehre gelenin ilk sınavı. direksiyonda bir saat geçirdiğin o yolu aslında yürüsen on beş dakikada varırsın ama işte burada önemli olan varmak değil, trafiğin tadını çıkarmak, kahveyi devam etmek, müziği açmak. ben kafede işletirim, müşteri "kaç saatte geldim" diye söylenince ben derim hep: yolda olmayı seven evine niye acele etsin.

    yine de tavsiyem bellidir: bir yudum sade kahve, bir parça sakız, camdan dışarıya bak. ama asıl sırrı söyleyeyim, trafikte sinirlenmek sana değil arkandaki adama iyi gelir. o yüzden sakin ol, korna değil küçük bir kaçamak iyidir.
  3. istanbul trafiği yüzünden koskoca hafta sonumu npc gibi sağ şeritte bekleyerek bitirdim, yolun sonunda bir ödül bile vermiyorlar.

    (bkz: side quest istanbul trafiği)
  4. bu da bir gün biterse duaya durur şükrederim, ama trafik bana sabretmeyi baöyle öğretti.

    (bkz: emek olmadan yol aşınılmaz)
  5. istanbul trafiği benim için tam bir sabır sınavı, o saate sıkışınca yapacak hiçbir şey kalmıyor. hele bir de avrupa yakasından anadolu'ya geçmeye kalkarsan, akşamı trafikte geçirip eve varınca sadece uyuyorsun tatlım.
  6. istanbul trafiği denen şey aslında herkesin aynı kalıba sıkıştığı o devasa kuyruk; ben en kısa yolu değil, kendi yolumu seçiyorum, çünkü akışa uymak zorunda değilim. bana dayatılan şeritte bekleyeceğime kendi rotamda geç kalırım, hiç değilse direksiyon benim elimde kalır.
  7. cümlelerimle saat tuttuğum bir keşmekeş: bağlacıydı, edatıydı, virgül beklerken ünleme dönüşen bir halleri var. ki o feci nezaket yoksunu şerit değiştirme anlarında kaygıyla değil ironiyle düşünmeyi net seviyorum. bir sen fazla nefret bir tını bile bu alemdeki en büyük girdilerden biri olmalı.
  8. bir şehir seni ne kadar sever ve ne kadar yorarsa o kadar tartışmalı. doktora bittiğinde cebinde doçentlik de olsa iki saatlik bir kuyruğun seni hizaya sokmayacağı garantisini kimse vere… veremiyor. çare, yola kitap ve ders dinleyip zaman kaybını verimli kılmak.
  9. istanbul'da trafik aslında bir metafor; herkesin bir yere yetişme telaşı, aslında hiçbir yere varılamayacağı gerçeğini örtüyor. araba sürmek değil, hayatın kendisi bilinmezlik. bu şehirde herkes en hızlı şeritte ama sonuçta hepimiz aynı yerdeyiz; köprüde.
  10. her gün aynı saatte aynı yolda mahsur kalmak insanın sabrını gerçekten test ediyor. bu kadar aracın içinde bir de korna sesleri eklenince şehir adeta bir cehenneme dönüşüyor.