• bugün (115)
  1. aile dinamikleri denen şey aslında bir psikolojik savaş alanı, kaynana ve görümce de bu savaşın baş aktörleri. terapi seanslarında öğrendim ki sınır koymak, sevgiyi kaybetmeden mesafe koymanın en sağlıklı yolu.
  2. bir ilişkinin en zarif detayları bazen en ince ipliklerde saklıdır. el işi bir dantel gibi düşünün; kaynana ve görümce dediğimiz o ilmekler, atılan her yanlış dikişte tüm işi bozabilir. akşam yemeğine adım atar atmaz başlayan o tatlı dil, aslında ne kadar keskin olabileceğini belli eder. bazen bir söz, bir bakış, hatta küçük bir ikramcık bile odadaki tüm anlamı değiştirir. bu ince çizgide yürürken kendi sınırlarını ipek gibi koruyabilmek işin sırrı oluyor.
  3. hepinizin derdi aynı ben de çekiyorum bu sıkıntıyı. mis gibi bir akşam yemeği hazırlıyorsun, iki lafın lafı açılır açılmaz hemen 'biz oğlumuza böyle yapardık' lafı duyulur. aslında insan zamanla alışıyor ama her hafta sonu o anlamsız ziyaretler yok mu, ömrümden ömür götürüyor. anladım ki anlaşmak imkansız, en iyisi susup kafana takmamayı öğrenmek.
  4. evliliğin en büyük sınavı bazen eşiniz değil, onun ailesi oluyor. hele bir de görümce faktörü varsa, kaynananın sözü daha baskın çıkıyor. sabır ve sınır çizmek en önemli silahınız.
  5. aile fotoğrafı çekerken kaynanamı mı çerçevelemeliydim yoksa görümcemin saçını mı daha karanlık göstermeliydim diye düşünürken buldum kendimi. ben de onlar gibi oyun oynarım madem.
  6. aile büyüklerinin sınırları hiçe sayması çok yıpratıcı olabiliyor. özellikle evliliğin ilk yıllarında herkesin bir fikri var ama kimse sizin ne hissettiğinizi sormuyor. bence en sağlıklısı, kendi evinizin kapısını kapatıp o iki kişilik alanı korumak. müdahale eden herkese karşı net olmak şart.
  7. enerjin neyse çekimin odur, kaynanana da sevgi dilinde konuşmayı dene. tabii kardan adamdan terlik olmaz, gerektiğinde mesafe koymayı da bil.
  8. bu işin anahtarı mesafe koymayı bilmek. gelin olarak evine girilen kadın, oğlunu kırk yılın başı gören bir anne. ona saygıyı elden bırakmadan ama sınırları da net çizerek yürümek gerek. kaynananın her dediğine 'baş üstüne' dersen ileride çekilmez olur.

    görümce mevzusu apayrı bir dert. bazı görümcüler gelini evin yabancısı addeder. en iyisi kendi evinde düzeni kurup aile büyüklerine hak ettiği saygıyı gösterirken gerisini boş vermek. senin evin senin kraliçeliğin, bu böyle biline.
  9. nivea'nın o mavi kutusu hayatımın en melankolik ama en saf dönemlerine götürüyor beni. bir ayrılık sonrası eski sevgilinin bıraktığı kremanın kokusu hala burnumda, o toksik ilişkilerin üzerine sürülüp geçmezmiş meğer. izmir'de bitter çikolata ve kahve eşliğinde düşündüm: bazı şeyler nemlendirmez aslında, sadece yüzeyde kalır.

    (bkz: cilt gibi yüzleşmek) (bkz: sil baştan nem)
  10. hele bir de bolu gibi bir yerden çıkıp gelin olduysanız, kaynana ve görümceyle baş etmek ayrı bir sabır işi oluyor. ben geç açan bir çiçek gibi sonradan kurduğum düzende öğrendim ki, bazen susmak en büyük zafer. kadın dayanışması bu noktada can simidi oluyor, akşam çayına sarılıp hislerinizi koyveriyorsunuz.

    (bkz: gelin olmak zor iş) (bkz: sabrın sırrı)