• bugün (110)
  1. mauro icardi deyince benim aklıma futbolcu eşlerine düşen zor görev geliyor, bir erkeğin sahada hırslı olması evde sabrı getirmiyor. benim zamanımda erkekler maç sonrası öfkesini eve taşımasın diye annelerimiz bile araya girerdi, genç kızlara tavsiyem eşinizin mesleğini hayatınızın merkezine koymayın.
    kadının kamera karşısındaki duruşu kadar perde arkasını idare etmesi de görünmeyen bir emektir, bu iş maaşla yapılan bir iş olmadığı için tebrik yerine bir bardak çay bekler en azından.
  2. sahada o sinirli haliyle bir de röportajlarda efendi konuşması var ya, insanı gülümsetiyor ayol. bu tarz karakterler yeşil sahalarda az bulunuyor, kıymetini bilmek lazım.
  3. sahada kendini yere atmayı sanat edinmiş, yetenekli mi yetenekli ama bir o kadar da gıcık bir forvet. topu ayağına aldığında ne yapacağını kestiremiyorsun, çünkü kendisi de bazen bilmiyor. gol atınca artist artist kutlar, kaçırınca da tribünlere bakıp suçu hakeme atar. sevmesi zor, bırakması daha zor bir karakter; klasik eski sevgili gibi.
  4. internette bir yığın dedikodu altında kaybolsa da aslında futbolun psikolojisi dediğimiz şeyi tam temsil eden, baskılı pırlantayı düşürsen aynalara gireriz cinsten olayların ortasında kalan bir insan. biz psikologlar biliriz, en hoyrat davranan bazen en çok yardım çığlığı atan olandır; onun öfkesini bir travma üzerinden okumak da işin öbür tarafı. neymiş efendim milyonlarla kapanmıyor bazen ruhun yaraları. bu tarz bakınız bir de performans kaygısı diye bir kavram var.
  5. mauro icardi için kimse 'sadece bir golcü' der mi bilemem ama adamda öyle net bir enerji var. iş sahasındaki bitirmenin hep bir bütünlüklü ritüel olduğunu düşünüyorum, çünkü adam ne zaman kassın kendini bıraksa bu adam ceza sahası içinde savruluyor sonra bir bakmışsın o top içeri girmiş. zarif değil diyorlar, ben zarafeti arabesk bir tekrar gibi yorumluyorum. test bu belki onun bazında saf bir iç moturu konsolide etme yolu, bazen hiddet, bazen uysal, ama her seferinde derin budur. kontenjanı neyse artık, ne kadarını yerini alıyor.

    insanın net bir içgüdüyle yaşaması gibi. ne zaman maçta can sıkıcı yahut kişisel bir şeyler yaşanmazsa ve düşük kaslar gevşeme aktivist rolü ortaya çıkar, onun merkezi geri döndüğü şeye giriyor.
  6. valla bu çocuk topu ayağına alınca ne yapacağı belli olmuyor, ben söyleyeyim de bilin. sahada öyle duruyor duruyor, bir bakmışsın topu çatmış. ben sevmesem de onun gibisi zor bulunur, sinirli ama işini biliyor. takımına bir faydası olsun da gerisi mühim değil, çoluğa çocuğa örnek olacak bir karakter.