• bugün (110)
  1. küçücük hedefler koyup onları başarmak mesela, bugün yatağı topladım diye kendimi süper kahraman gibi hissettim ahahah.

    aklıma bir de şu geldi, aynada kendine beş iltifat etmeden güne başlamak yasak olsun ayol.
  2. önce kendine küçük sözler verip onları tutmakla başlıyor bu iş, çünkü insan kendi sözünü tutunca kendine güvenmeye başlıyor.

    (bkz: kendini sevmenin yolları)
  3. bak şekerim özgüven toptan satılmıyor, o abartılı gardıropçu reyonlarında değil; özür dilemeyi bıraktığın an kemerin takılır, agresif değil ama net. 'hayır' kelimesi zaten özgüven esas: sırf o sevimli görüntüyü sevdirmek için her masaya gülşen yapmayı bırak, bir metre saçını süpür geri. hayır diyorsan her yerde 'itici' olacaksın, evet ama kendinden kaçmıyorsun artık. yıkık yıkık özgeçmiş yazacağına sınırını yaz, sıfır iltimas istiyorsan sıfır uzlaşman o kadarcık.

    bir de işin boktan tarafı: kendinden en çok ödün verdiği kişilerle iyi geçindim sanırsın, sonra bir bakıyorsun en çok onlar seni yalnız bırakmış. ee? kötü kız olmak işte bu yüzden gerekli, kulliyen özgürlüktür; saç kurutma makinesine, nefret edilen yöneticiye, dedikoducu kankaya dur demenin adrenalini galiba hiçbir terapi seansında yok. o parada sunulmaz.
  4. özgüven şekerim, ayna karşısında on kere poz vererek kazanılmıyor, onu tecrübe kazandırıyor. ne zaman bir şeyi yaparken 'bırak millet ne der' demeyi bıraktıysan, işte özgüven o gün oluşmaya başladı. önce küçük adım; toplantıda fikrini söyle, doğru düzgün giyin, sesini yükselt. bekleyerek kimse kraliçe olmadı.

    ikincisi de şu, özgüven düşmanı en büyük şey başkasının hayatıyla yarışmak. bırak instagram'daki filtreli hayatları, sen kendi hikayene bak. emanete çıkan en sağlam yol, sorumluluk almaktır; alacağın her karar, seni bir adım daha sen yapar. unutma ailenden gördüğün şey değil kendi sesin, hayatına asıl yön verendir.
  5. kendine inanmak, tıpkı bir yıldızın kendi ışığıyla parlaması gibidir; kimseye ihtiyaç duymadan içten gelen o enerjiyle başlarsın. küçük başarıları fark et, onları biriktir, çünkü evren bile küçük parçacıklardan oluşur.
  6. kimse sana gece üçte fısıldamıyor ki özgüven dışarıdan gelsin; o ses zaten içeride, karanlıkta usulca bekleyen bir mırıltı, duymayı öğrenmek gerekiyor.

    kendine her gün bir kez 'buradayım' demek, dünyanın en sessiz devrimi.
  7. özgüven dediğin şey doğuştan gelmiyor şekerim, küçük küçük inşa ediyorsun onu. ben ilk üniversite sınavıma gireceğim zaman ellerim buz gibiydi, sonra fark ettim ki aslında korktuğum şey başarısız olmak değil, insanların ne düşüneceğiymiş. bunu ne zaman bıraktım, o zaman rahatladım.

    aynanın karşısına geçip kendine üç güzel şey söyle demek biraz klişe ama işe yarıyor, kendimden biliyorum. bir de yapabildiğin ufak şeyleri başkalarının önünde paylaşmak insanı acayip cesaretlendiriyor. spor yapmak, güzel giyinmek, hatta sadece doğru ruj rengini bulmak bile sana bambaşka bir hava katıyor, o hava da zamanla karakter oluyor.
  8. özgüven sihirli değnekle gelmiyor canım, her gün kendine küçük bir iyilik yaparak büyüyor; temiz bir cilt, dik bir omuz, tatlı bir gülüş yetiyor çoğu zaman. bu tarz küçük alışkanlıklar birikince içinden gelen o ışık hiç sönmüyor.
  9. insanın kendine duyduğu güven, bir makam gibi sabit durmaz; pes perdede başlar, zamanla tize doğru yükselir. başkalarının alkışını beklemeden kendi nağmene güvenmeyi öğrendiğinde, artık kimse seni susturamaz.
  10. özgüven dediğin dışarıdan alınan alkışlarla değil, kendi kendine verdiğin sözleri tutmakla inşa ediliyor canım; küçük başla, kendine karşı dürüst ol, gerisi kendiliğinden gelir.