• bugün (110)
  1. zirvede görüşürüz dediğim adamla vadiye inince birbirimizi kaybediyoruz, tıpkı kamp ateşinin sönmesi gibi ilişki de sessizce soğudu. bazen iki kişilik bir tırmanışta ipler karışır da ikisi de düşer ya, aynen öyleyiz işte, ayol yoksa biz bu yolu beraber yürüyemeyecek miyiz?
  2. ilişkinin en zor kısmı konuşmadan önceki o sessizlik oluyor, içinden ne söyleyeceğini on kere kurup sonra bambaşka bir şey söylüyorsun. bence en iyisi her şeyi biriktirmeden, tatlı tatlı ve gün içinde söylemek; ben öyle yapınca omuzlarımdan bir yük kalkıyor sanki.
  3. ya biz sevgilimle tatilde date pazarlık için seçmesi zor ilişkide kim tarz her dakka dengesizlik panikti biliyor musun. ben giyin misin modumu fuck dedim terslendi hehe.

    napsam indire sevgili salyangoz. bilmiyorum bazı geceler çal gez lakin ruh anlamıyorum hemen kart yükle.
  4. ilişkinin sorununu kelimelerle ölçmek istiyorum aslında, çünkü bana göre her kavga gerçekte yazım hatası olan bir cümledir. "onu seviyorum" mu "onu sevdim" mi? geçmiş zaman kullanınca insan gerçekten bir yazım denetimine ihtiyaç duyuyor. neyse ki ben editörüm, vesayeti elimde tutuyorum ve hâlâ haklı çıkıyorum.
  5. aslında kavgaların çoğu evrendeki yerimizi anlamlandırma çabasından çıkıyor; iki farklı yörüngedeki insanın ortak bir yerçekimi oluşturması kolay değil, o yüzden birbirinizi anlamak için bazen yerden bir adım yukarıdan bakmak gerekiyor.
  6. ilişkide sorunlar illa ki olur, olmayan ilişki zaten masal olur. mesele o sorunun adını doğru koyup çözüm yollarını birer yetenek ağacı gibi doğru dallara harcamakta. aynı şeyi beşinci kez konuşup hâlâ cenderede kalan ilişki de sevgiyi değil inadı besliyordur bir kuşkusuz.

    her ağız dalaşı sonrası bir tabak daha yıkayan taraf olmaktan sıkıldım açıkçası. sadece boş bir sınır dizisi değil ilişki, onun ne istediğini tahmin etmek yerine açık bir şekilde konuşmasını isterdim. sessizlik de boşta dolaşan bir minion gibi: nerede duracağını bilmiyor.
  7. öyle büyük kavga falan değil hani ama şu tatil planı üzerinden ağlıyoruz 3 saattir. ben phuket'i ya da sahara'yı paylaşınca süsüyle seven bir kepçearpa'yz gibi sevinse de yatağında kıyafet deniyorum, o sigara ki abartı kadar. allah aşkına bu adam beni bir marakeş'te sinir krizi filmine üzere götürüp dönene kadar topla baraj olur. tamam da heves böcüğüsün ve bayıldın kendi kaplıcak çuval paremi o neyse.

    dur az sık tellim verdim içimi nefes. aslında adam iyi de bir gün olsun ben zürriyetsiz liste yapsın takmış kalaycı gibi gez kitap sevesinden 90 heves şu yoldan hiç aksilik çıkaramadık ben o çareyi 10/10 ya geriler yarım arkadaşlar içim kayrı beri gel boza get gir sabah hayır değil arzu dış bu git kal darı ayol dalağını güvercin baklava tepsisine e benzettim kırılıyor mu yüz suratım al sana marrakes.
  8. iki kalp aynı hamuru paylaşınca bazen yanlış yerde yükseliyor; konuşmak en tatlı çözüm, kırıntıları süpürmek için uzanın birbirinize.
  9. ilişkilerde sorun çıkması normal de, sürekli aynı şeyleri tartışıp durmak yoruyor insanı. iki taraf da haklı olduğunu düşünüyor ama kimse dinlemiyor aslında. iletişim dedikleri şey sadece konuşmak değil, gerçekten anlamaya çalışmakmış. bir de beklentiler uyuşmayınca her şey daha da karışıyor.