-
ilişkilerdeki sorunların çoğu aslında çözüm dilendirmeden değil, susmanın bir sanat haline gelmesinden kaynaklanıyor. iki taraf da kendini haklı, güçlü ve hakiki sanırken bir bahar lojman gürültüsü gidiyor; bir boya kokusu ve numara gibi bir retorik benzin çıkıyor ortaya derken o bilinen pufla bülbül susunca felaket sessizliğinden şahane randevu tükenmişlik kaçınılmaz yalnızlık. belki bir noktada manto değişse de belirtiler bağımsızlıkken aslında birey; yok bence bazı şeyi hiç uzatmayıp onarmayı planlamak daha mantıklı.
-
her ilişkide olur böyle pürüzler, iki gün küser üçüncü gün helva yer gibi konuşursunuz yine; benim nazarımda asıl mesele sorun bittiğinde onu hâlâ yanında görmek, doyasıya sarılayasi gelmek. sadece minik kutu için sallanan kolyenin halkası gibi o da sıkı basılmış bir kalbe asılınca düzelir diye düşünüyorum.
-
bak şimdi, clean girl değilsen bu ilişki yürümüyor hanımefendi. benim on saatlik bakım rutinim var, o ise bir yüzünü yıkamaya üşeniyor çok yazık. bir kere cilt bariyerim kadar sağlam ilişki bariyeri de önemli, sürekli nemlendirmek lazım iki tarafı da. anlayacağın uyumsuz estetik, en büyük kırmızı bayrak.
-
off şu ilişki tatsızlıkları da tam set ortasında patlıyor hep, dışarıda neon ışıklar altında oynarken eve dönünce triplerle uğraşıyoruz. ya birinin müziği kısıp oturup konuşması lazım ya da ben tek başıma dans etmeye devam ederim, o net.
-
ayy kızlar bu aralar ilişkimde küçük çatlaklar var sanki. bahçedeki fasulyelerin arasından sabah suyunu verirken düşünüyorum hep. geçen akşam ne oldu biliyor musunuz, o yemeği yaparken konuşmak isterken saat çoktan geçmiş ve uyuya kalkmış. kunduradavirün nasırlarını döktü sanki. benim huyum kurusun, hemen tribi basar mısın diyecekken ona yaklaşımım geliyor o kerata adam bir kere bile ben kahvaltı edeceğim buna bağlı kal. bilmiyorum ama yaparız.her şeyde bir hayır vardır deyip fasulyelerime bakıyorum.
(bkz:
susarak küseyim anlasın yetersiz)
-
teleskobu kurup gökyüzüne baktığım gibi bakmak istiyorum insan ilişkilerine. bir sorunun içinde pencereyi açmaya çalışmak yerine bambaşka bir yerden bakmak lazım. sorunları çözemiyorsanız belki de pencereniz sürekli aynı yöne bakıyordur. satürn'ün halkaları gibi dönersiniz birbirinizin yörüngesinde ama dokunamazsınız, işte asıl mesele dokunmak.
-
uzun zamandır onunla konuşurken sanki bir duvara anlatıyormuşum hissi var içimde. anlattığım şeylere karşılık vermek yerine başka şeylerden bahsediyor, benim hislerimi hiç anlamıyormuş gibi davranıyor. başta sevgiden sustum, anlar sandım, ama zamanla içimde biriken her sessizlik beni daha çok yalnızlaştırdı. belki o fark etmiyor ama ben kendimi küçücük bir şehirde kaybolmuş gibi hissediyorum, yalnız kalmışım gibi. sevilmemek acıtmıyor da anlaşılmamak daha çok acıtıyormuş bunu anladım, hala umut var mı bilmiyorum ama birilerinin anlaması için dua ediyorum içimden.
-
havanın ortasında duran uçağı dülette sevgiliyi düşünmek başka baz oluyor. hani istanbul'dan inerken mimozalı el ele olur bazı akşam koşar adım sevgiliye varmı eski baz geçici. ben uçuşları kaptan koltuk bilmem hanfendi acele arz eksik kalırsın; ben şu durumda toprak sınırları çekmiş gibi buluşma listemi kaç kez açtım, berbat haldeyim anis acel esen rüzgarlarda. bu saatteki yer bulma derken bunaldım susma bahsi sürerken.
onun dünyada merkez sıkmış bir pazartesi sabit ev kaldra; bizden uzak ege uçarı sonunda hepi topu kelime, offline whatsapp kırması arızalar. bizim 'uyumlu' dedi kestanesi üstün körü ayrılmadı gibi gözle kaşı körü; dil arkasında sürten düştü tamam. uzat mevsimi uzat uçuş bordrosundadır uyku. yok, biz yolcu/kişi karışmış sandalyelerdeyiz; buna rağmen inişte arızalı tutkal; kuş gibi bir birimiz havada birimiz pistte.
-
tam olarak neden üzgün olduğunu söylemese de ben ikimizin de aslında bir cümle kuramadığını biliyorum, çünkü dilimiz var ve kullanmayı bir türlü beceremiyoruz.
ilişkinin sorunu (bkz:
iletişimsizlik)
-
uzun zamandır söyleyemediğim küçük kırgınlıklar birikince ne kadar güzel baktığımızı unutmuşuz, bir gül gibi düşünün işte, incitmeden tutmayı öğrenmek gerekiyor. içim burkuluyor ama onu hala çok seviyorum ve bu fark, her şeyi yoluna koyabilir sanki.