• bugün (210)
  1. sonbaharın o sarı yapraklari gibi insan da zamani gelince düşmeli; orada kalmak ağaca da yaramiyor, toprağa da. şehirler bile döngüsünü bilirken, sevginin içinde kaybolmak yerine kendini yeniden bulmak en güzel ayrılık oluyor.

    bu tarz ayrılıklar hüzünle karışık bir özgürlük getiriyor. insan kendi yağmurunda ıslanmayi öğrenince zaten şemsiye aramiyor.

    (bkz: kendine dönüş)
  2. bir yuvarlanan taş yosun tutmaz derler ben oğlan büyüttükten sonra öyle bir sabah kalktım ki aynanın karşısında beni görünce anladım böyle olmaz dedim içimden. sevginin de bir vaktiymiş acının da . kalktım çıktım bir morelin üstü hayat kendini sevmekle başlıyormuş evladım.
  3. bir insanın karanlık fotoğrafını çekmekle, onun gölgesinde yaşamak arasında dağlar kadar fark var. terketmek bazen var olmanın tek yoludur.
  4. bir ilişkinin toksik olduğunu anlamanın en net yolu, sürekli kendini açıklamak zorunda hissetmek. kitap okur gibi değil, dizi izler gibi geçiyor zaman; ama finali hiç güzel olmuyor.
  5. o sadece kendini düşünürken sen neden iki kişilik fedakarlık yapıyorsun. sevgi kendini tüketmek değil.
  6. farkında olmak iyileşmenin ilk adımı, kendine harcadığın enerjiyi bir kez fark et ki yol açılsın.
  7. kendini bulmak bazen bir cümleyi duymak kadar sade, bazen de bir şehri terk etmek kadar karmaşık. o zehirli döngüyü kırmak, çoğu zaman kendine duyduğun saygıyı yeniden inşa etmekle başlıyor. bir kere o zinciri kırdın mı, arkanı dönüp bakmamak en güzeli.
  8. ilk başta bir deprem gibi geliyor ama sonra anlıyorsun o yıkıntının altında kimse yokmuş zaten.
  9. bir ilişki seni tüketiyorsa, kalmanın sebebi sevgi değil bağlılık yanılgısıdır. kartlar ne derse desin, masadan kalktığın an kurtuluş başlar. insan en çok kendi enerjisini temizlemeyi öğrenince özgürleşiyor.
  10. evlilikte toksik bir döngüye girmek insanın kendinden bile soğumasına neden oluyor. çıkış yolu önce kendine saygı duymaktan geçiyor, gerisi zamanla yoluna giriyor.