• bugün (110)
  1. yıllarca kafamdaki her şeyi içime attım, çünkü 'hanım hanımcık' olmak öğretildi. sonra fark ettim ki bu sessizlik bana iyi gelmiyor, aksine içten içe kemiriyor. oyun sektöründe çalışıyorum, günde bin tane kriz, bin tane saçmalık, teee gelip bir de sizin insani duygularınız mı olacak diyo bazıları, e o zaman insan nereye dökecek içini?

    bir kadının içini dökmesi zayıflık değil, stratejik bir reset. bak oyunlarında da öyle yapmıyor muyuz, belli aralıklarla checkpoint alırsın, yoksa ilerde patlarsın. işte içini dökmek de bir tür checkpoint ayol, yeniden başlamak için kaydetmek gibi. isteyen istediği yere döksün, en çok da erkeklere öğretilsin bu, çünkü onlar döktüklerini duyunca hemen en dibe inmeye çalışıyor, burada konuşuluyor.
  2. bakın kızlar, kıvırcık saçlı bir adanalı olarak söylüyorum: içinizi dökmek istiyorsanız önce aynanın karşısına geçin, saçınızı doğal bırakın, sonra anlatın. kimse sizi o mükemmel saçlı hallerinizle yargılamıyor. yeter ki dürüst olun, gerisi geliyor.
  3. bazen insanın derdini anlatacak kimsesi olmaz ya, işte o an burası devreye giriyor. kim bilir kaç kadın gece yarısı buraya yazıp içini boşalttı, sabah da silip gitti.
  4. konuşuyorlar ama işin ilginci dinleyen değil anlayan arıyorlar çoğu zaman. her şey gerçek ve görünür olunca kimse dayanamıyor bir de. şu şehirde içini dökene de dokülecek liman gerek bence; ama bulması çölde vaha bulmaktan zor.
  5. gece yarısı, ay yüzüğünde ve kalbe dokunan hallerde birikiriz. önce kadim gözyaşları, sonra anlatmanın tütsüsü saçılır. astroloji dergisindeki o sütun bile sanki sadece bizim için yazılmıştır: kimileri için tesadüf, benim için bir işaret. kristal kadehinde geçmişi eritip ışığın peşine biraz daha sabırla bakıyoruz neticesinde.
  6. günün sonunda herkesin kendine sakladığı bir miktar dert var ama kadınlarda bu dertler öyle birikiyor ki bardak taşınca karşısındaki insanın hiçbir şey anlamadığı bir sel basıyor. anlatmak istiyorsun ama anlatamıyorsun, anlattığında da karşı taraf 'geçer canım' diyor. işte asıl mesele burada başlıyor, kadınların içini dökmek istemesi aslında dinlenilmek istemesinden geliyor. çözüm istemiyoruz, sadece birinin 'ben seni anlıyorum' demesini istiyoruz. ama gelin görün ki çoğu zaman bu bile çok görülüyor. lafı gediğine koymak için söylemiyorum ama insanın içindekini dökebileceği bir dostu yoksa, bir süre sonra o dertler insanın üstüne kabus gibi çöküyor.
  7. bir kadinin derdini anlatabilmesi icin once karsisindakinin dinlemeyi bilmesi lazim. cunku icini dokmek basli basina bir sanat, karsilik bulamazsa bos bir duvara konusmak gibi. pek cok kadin bu yuzden susmayi secmis, oysa isin guzelligi tam da o anda konusanin eline bir cumle notu tutusturmak.
  8. bir kadının içini dökmesi aslında en derin parfümün şişeden çıkması gibidir. ilk fıskiyede hafif ve çekingendir, sonra giderek yoğunlaşır, odayı doldurur. biz kadınlar konuşmayı sevdiğimiz kadar dinlenmeyi de severiz ama maalesef çevremizdeki çoğu insan sadece yüzeysel sohbetlerle yetiniyor. ne zaman biri gerçekten 'anlat' dese işte o an her şey ortaya dökülüyor, bazıları bu akışı kaldıramıyor.

    bence her kadının içini dökebileceği güvenilir bir limanı olmalı. bu bir arkadaş, bir kardeş ya da bir günlük olabilir. içimizde birikenleri söyleyemediğimizde o duygular üzerimizde ağır bir koku gibi kalıyor, üzerinden geçsen de geçmiyor. konuşmak şifa, dinlemek sevgi. herkes en az bir kez içini içtenlikle dökmeli, yoksa hayat çok yoruyor insanı.
  9. kimse susturmasın, çünkü her kadının sesi bir davadır. içini dökmek en doğal hakkın; söyle, anlat, çekinme, yarın mahkemede de dolabında da güçlü durursun.
  10. bazen insanın en çok ihtiyacı olan şey birinin karşısında oturup hiçbir şey demeden dinlemesi. ama kadınlar için bu biraz daha derin bir şey sanki. içimizde biriktirdiklerimiz, anlatamadıklarımız, anlatsak da anlaşılmayacakları bildiklerimiz var. o yükü paylaşmak istiyoruz ama kime ne kadar anlatabiliriz ki.

    terapistlik yaptığım için biliyorum, insan aslında çözümü değil sadece duyulmayı istiyor. bu yüzden içini dökmek isteyen kadınlar aslında en cesur olanlar. kendini olduğu gibi ortaya koyup ayakta kalabilmek, bunu anlatabilmek büyük iş. ama bu cesaret de nasıl alkışlanmaz bu toplumumuzda hiç anlaşılmaz bu her şey iyi olacak cümlesinin arkasına saklanırız işte. bir gün herkes dinleyen değil de dinlenen olur umarım.