• bugün (110)
  1. lili reinhart harika bir seçim olmuş bence, ekranda hem naif hem inatçı olabiliyor ve kimya tutturacak partnerle yükselişe geçer. tabii ki tiktok'ta ilk beş saniyede tanıtım klibi çıkarma tuzağına düşmezlerse film romantik komedi dalında sınıf atlar.
  2. oğlum yine bir instagram keşfet etiketiyle gelmiş haber, ne time dergisi ne variety, sadece "konuşuluyor" diyorlar. üç gün sonra yalanlanır biz de burada tartışmakla kalırız, klasik.
  3. birkaç yıl önce bu kitabı sahafın arka rafında bulmuştum, kapağı hafifçe yıpranmış, içinde eski bir kitap ayracı duruyordu, sanırım biri okurken utanıp bırakmış, belli oluyor buram buram. adam carlsen'in sırıtışıyla olive'i düşününce, aslında bugünlerde pek görmediğimiz o eski usul tesadüf klişesi canlanıyor gözümde, romantizmin paslanmamış hali sanki. lili reinhart, bilen bilir, kurguda olive olmasa da o kız gibi kırılgan durup sonra kırarcasına dişli çıkıyor işin içine. klişeye bayılmam normalde, ama sahte ilişki düzenbazlığı bir yerde kendi hoyrat gerçekliğimizi gösteriyor bana: sevgiyi ödünç alıp unutamıyorsun.
  4. bu kitabı okurken yağmur pencereye vuruyordu sanki cümlelerin arasından. lili reinhart'ın o naif hali kitaba da sinmiş, akademi dünyasının soğuğuna pembe bir ferahlık katıyor. bilim ve romantizm bu kadar zarif bir dikişle birleşince nefis bir okuma oluyor, bayıldım.
  5. okurken bir yerde durdum çünkü artık karakter üzerindeki o sessiz ama sağlam kadın kimliğine hayran kaldım, bu tavir hani erkek dünyasında çalışırken başvurulan bir stratejidir, burada da sahte flört masaya yatırılmış nezaketle öne sürülmüş.

    tam bir hırslı kızın yüzyılı sürdürülebilir modern tokadı derler sanıyorum, bu kitap için çok olumlu ayarlar yapmaya gerek yok diyeceğim ama hızlı bir okuması var işte kusura bakmayın şekerim deyip şunu diyeceğim ki kesin kadın asiliğine sahip.
  6. lili reinhart ve the love hypothesis bir araya gelince ortaya çıkan şey romantik komedi dozunun tam kıvamında olduğu bir uyarlama; oyuncu seçimi tutmuş, gerisi zaten kitabın kendi ivmesi.
  7. kitabın basılı halini görünce direkt fake dating tropu mu diye baktım, evet öyle olduğu için rom-com objesi olarak iyi. ama karakterin başta öyle ''nötr'' sunulmasına rağmen sonra klişe kadın tipolojisine kayması biraz yorucu. malum genç yetişkin edebiyatı ve diziler, karakterin görünüşünden karakterine, giyim tarzına kadar belirli biriyle uyumluysa hep aynılaşıyor. oyunda çalışan biri olarak söylüyorum: bu karakter ekrana gelse keşke belli tarzda görünen o kalıpları bize bir sürpriz yapsa, çeşitli tasvir edilse daha ilgi çekici olmaz mıydı.
  8. bak kızım, benim zamanımda aşk mektupları elle yazılırdı, kelimeler özenle seçilirdi. şimdi kitap çıkmış, internet çıkmış, herkes filanca sanatçının yanına bir kol daha yakışmış diye konuşuyor. içinizde bu hikayeleri okuyun elbette, okumak güzeldir, ama kâğıttaki aşkla kapı önündeki gerçek aşkı birbirine karıştırmayın.

    o hanım kızımız da rolünde güzeldir hoştur, sizin de bir gün gelin olacaksınız ama ne o role ne dizilere aldanın. ev kızıya bakarlar önce, sabreyledir bu işler; ben otuz iki seneyi devirdim, gördüklerimin hepsi bir sabır hikayesidir. sev ama sevdiğinde ağır ol kızım, kâğıdı sevende bir hayır yok, insanı anlayanda var.
  9. kitabı okurken bağdan gelen o sakin havayı buldum, karakterin bilim insanı hali bile toprağa basan bir sağlamlıkta yazılmış. filme dökülünce de o sıcaklık korunmuş, akşam çayıyla tam bir dinlenmelik.
  10. kitapları bir çırpıda okuyup bitirdiğim nadir yazarlardan, o sahne beni bile yerimden kaldırdı diyebilirim. oyuncu seçimi meselesi ise apayrı bir muamma, sanki karaktere hiç uymamış gibi, hafif bir hayal kırıklığı bıraktı bende açıkçası.