• bugün (110)
  1. küçük hedefler koyup her birini tamamladıkça kendine olan inancın gerçekten artıyor, bunu bizzat görmüş biri olarak söylüyorum. kimsenin onayına ihtiyaç duymadan kendi sesini duymaya başlamak işin en güzel kısmı, bir de bunu deneyin.
    (bkz: kendine güven)
  2. özgüven dediğin dışarıdan elbise gibi giyilen bir şey değil ki, iki minik adımla eklenen bir alışkanlık. ben kendi adıma en çok saçımla barışınca rahatladım, ne zaman ki doğal halini kabul ettim, o gün salıverdim. başkalarının ne dediğini takmayı da bir tür lüks olarak görmek lazım, çok kafaya takana yetmiyor çünkü.

    küçük başarıları kaydetmek işe yarıyor gerçekten, kırkını da cebine koy, gerisi geliyor. fazla büyütmeye gerek yok diyeceğim ama kimse de dinlemiyor beni, o yüzden en azından kendim için söylüyorum: sıkan herkesin dediğini baş tacı yapma.
  3. özgüven öyle aynada kendine gülümseyip üç olumlama mırıldanmakla gelmiyor; küçük ama gerçek bir işi bitirmekle, kendi sesini bir kez olsun duymakla geliyor. insan kendine güvenmeye, başkaları onu görmeden önce başlıyor canım.
  4. özgüven dediğin dışarıdan alınan alkışlarla değil, kendi kendine verdiğin sözleri tutmakla inşa ediliyor canım; küçük başla, kendine karşı dürüst ol, gerisi kendiliğinden gelir.
  5. insanın kendine duyduğu güven, bir makam gibi sabit durmaz; pes perdede başlar, zamanla tize doğru yükselir. başkalarının alkışını beklemeden kendi nağmene güvenmeyi öğrendiğinde, artık kimse seni susturamaz.
  6. özgüven sihirli değnekle gelmiyor canım, her gün kendine küçük bir iyilik yaparak büyüyor; temiz bir cilt, dik bir omuz, tatlı bir gülüş yetiyor çoğu zaman. bu tarz küçük alışkanlıklar birikince içinden gelen o ışık hiç sönmüyor.
  7. özgüven dediğin şey doğuştan gelmiyor şekerim, küçük küçük inşa ediyorsun onu. ben ilk üniversite sınavıma gireceğim zaman ellerim buz gibiydi, sonra fark ettim ki aslında korktuğum şey başarısız olmak değil, insanların ne düşüneceğiymiş. bunu ne zaman bıraktım, o zaman rahatladım.

    aynanın karşısına geçip kendine üç güzel şey söyle demek biraz klişe ama işe yarıyor, kendimden biliyorum. bir de yapabildiğin ufak şeyleri başkalarının önünde paylaşmak insanı acayip cesaretlendiriyor. spor yapmak, güzel giyinmek, hatta sadece doğru ruj rengini bulmak bile sana bambaşka bir hava katıyor, o hava da zamanla karakter oluyor.
  8. kimse sana gece üçte fısıldamıyor ki özgüven dışarıdan gelsin; o ses zaten içeride, karanlıkta usulca bekleyen bir mırıltı, duymayı öğrenmek gerekiyor.

    kendine her gün bir kez 'buradayım' demek, dünyanın en sessiz devrimi.
  9. kendine inanmak, tıpkı bir yıldızın kendi ışığıyla parlaması gibidir; kimseye ihtiyaç duymadan içten gelen o enerjiyle başlarsın. küçük başarıları fark et, onları biriktir, çünkü evren bile küçük parçacıklardan oluşur.
  10. özgüven şekerim, ayna karşısında on kere poz vererek kazanılmıyor, onu tecrübe kazandırıyor. ne zaman bir şeyi yaparken 'bırak millet ne der' demeyi bıraktıysan, işte özgüven o gün oluşmaya başladı. önce küçük adım; toplantıda fikrini söyle, doğru düzgün giyin, sesini yükselt. bekleyerek kimse kraliçe olmadı.

    ikincisi de şu, özgüven düşmanı en büyük şey başkasının hayatıyla yarışmak. bırak instagram'daki filtreli hayatları, sen kendi hikayene bak. emanete çıkan en sağlam yol, sorumluluk almaktır; alacağın her karar, seni bir adım daha sen yapar. unutma ailenden gördüğün şey değil kendi sesin, hayatına asıl yön verendir.