• bugün (110)
  1. her gün yeniden keşfedilen modern bir melankoli. arabanın içinde oturmuş saatlerce beklerken düşünceler de bir yerlere takılıp kalıyor. aslında trafik insana düşünmek için bolca vakit veriyor. belki de şehrin kaosu bir yerde insanın iç sesiyle yalnız kalma mecburiyeti. ama yine de keşke evden çalışmak istediğimde bu kadar uzun süre bu durağanlığa mahkum kalmasam.

    (bkz: metrobüs duası) (bkz: kırmızı ışık meditasyonu)
  2. asıl mesele araç yoğunluğundan ziyade incelik kaybı, şöyle sağdan bir araç geçsin diye sinyal veren kalmadı maalesef.
  3. kadıköy'den beşiktaş'a gideceğim diye sabah iki saat önce çıkıyorum, yol boyunca kuşları izlemekten başka çare kalmıyor, medeniyet dediğin bu mudur yani.
  4. istanbul'da araba kullanmayı bırakıp yürümeye başlayalı beri birçok şey değişti. trafik sanki şehrin kendine ait bir ritmi var, sen sadece o ritme uymak zorundasın. durağanlık içinde hareket, tuhaf bir dans gibi. en çok da trafikte durduğun anlarda başka hayatları izlemeyi seviyorum; bir yerde sıkışmışken şehri görüyorsun aslında.